Tag Archive: Devrimci



Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), 1997 yılında Türkiye’de kurulmuş bir yasal siyasi partidir. Genel başkanı Şevket Doğan Tarkan’dır. Hiç bir seçime katılmamıştır ve parti kimliğini hukuki açıdan kolaylık olması amacıyla kullanmaktadırlar.

Kısaltma: DSİP
Genel Başkan: Şevket Doğan Tarkan
Slogan(ları) : “İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır”
Kuruluş tarihi: 25 Nisan 1997
Öncülü: Sosyalist İşçi Dergi Çevresi
Gazete(leri) : Sosyalist İşçi
Siyasi görüşü: Devrimci, Sosyalizm, Leninizm, Troçkizm
Politik pozisyon: Aşırı sol
Uluslararası üyelik: Uluslararası Sosyalist Akım
Resmî renkleri: Kırmızı, sarı, beyaz

Partinin öncü kadroları Kurtuluş Hareketi içinde yer almış militanlardan oluşmuştur. Kurtuluş içinde merkez komite düzeyinde Doğan Tarkan’ın içinde yer aldığı bir grubun işçi iktidarı, işçi demokrasisi, SSCB’deki rejimlerin niteliği ve parti gibi konularda yürüttüğü tartışmalar üzerine ayrılması ile grubun nüvesi oluşmuştur.
Bu çevre 12 Eylül 1980 darbesinin ardından hem yurtiçinde hem de yurtdışındaki sürgün devrimciler arasında yürütülen aktif bir tartışma sürecinin örgütleyicisi olmuştur. Darbe koşullarında illegal olarak yayınlanan Sosyalist İşçi gazetesi, ardından yerini İşçiler ve Politika gazetesine ve İşçiler ve Toplum dergisine bırakmıştır.
İşçiler ve Toplum dergilerinde yapılan tartışmalar grubun bugün bulunduğu devrimci marksist çizginin oluşumunda kilit rol oynamıştır. Bu yayındaki temel tartışmalar; işçi demokrasisi, faşizm analizleri, devrimci partinin yapısı, SSCB ve Doğu Bloğu ülkelerinin yapısıdır. Bu yayınla beraber, Troçki’nin fikirleri Türkiye’de ilk defa bir tartışma yayınında kitlelere ulaşmıştır. İşçiler ve Toplum, bir yandan 1989 yılında darbeye rağmen gerçekleşen bahar eylemlerinin bir yandan da SSCB ve Doğu Bloğu rejimlerinin yıkılma sürecine girdiği bir dönemde oldukça ilgi uyandırmıştır.
[değiştir]Grubun kuruluşu: Sosyalist İşçi dergisi
İşçiler ve Toplum çevresinin, Troçkist olduğunu ilan eden, SSCB ve Doğu Bloğu rejimlerini devlet kapitalisti olarak tanımlayan kadroları 1992 yılı sonunda “Sosyalist İşçi” adlı dergiyi yayınlamaya başlamıştır. Aylık dergi olarak yayınlanan Sosyalist İşçi, devrimci marksist geleneği savunmuş ve tartışmıştır.
1990’larda politik tutumu
Sosyalist İşçi çevresi, 1990’ların yeni-liberal politikalara karşı direnişin belirleyen faktör olacağını tespit etmiştir. Özellikle beyaz yakalı işçilerin ağır bir saldırıyla karşılaşmakta olduğunu öngören grup, Türkiye’de de kamu emekçileri hareketi (önce Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonlaşma Kurulu (KÇSKK), ardından Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ) içinde yaygın propaganda ve ajitasyon faaliyeti yürütmeye başlamıştır.
Dünya’daki ve Türkiye’deki sınıf mücadelesinin seyri, bu çevrenin tahlili ile paralel olarak gelişti. Grup, Troçkizmin “hainlik” olarak görüldüğü Türkiye’de KESK sendikaları ve öncü işçiler tarafından saygı gören bir politik çevre haline gelmiştir. 1990’lı yılların sert sınıf mücadelesi içinde pek çok politik grup tarafından “işçi sınıfının rölünü abartmak”la suçlanmıştır.
KESK’teki delegelik sisteminin aşağıdan muhalefeti engelleyerek siyasal grupların egemenliğine yol açtığını savunarak, doğrudan seçim sistemini önermiştir. 1990’lı yıllar boyunca, KESK hareketinin aktif inşacısı olmuş, aralıksız olarak kazanmanın aracının grev olduğunu tartışmıştır. Bu yıllarda, KESK içinde ve neredeyse bütün siyasal partilerde beyaz yakalıların küçük burjuva olduğu yönündeki görüşe karşı ciddi bir tartışma yürütmüş, uzun vadede geç de olsa bu tartışma artık kazanılmıştır. Uzun süre beyaz yakalıların da işçi sınıfının önemli bir bileşeni olduğunu tartışan grubun bu konuda yayınlanmış bir kitabı da bulunmaktadır.
Bu yıllarda aynı zamanda Kürt sorunu da grubun politikalarında belirleyici oldu. Lenin’in ulusların kendi kaderini tayin hakkı görüşünü temel alan grup, Kürtlerin kendi yaşadığı coğrafya için belirlediği “Kürdistan” tanımlanmasını kabul ederek, bu bölgenin Türkiye’nin sömürgesi olduğunu savundu. Bu bağlamda kürt özgürlük hareketinin ve onun siyasal yansıması Demokratik Toplum Hareketi partilerini eleştirel ama koşulsuz olarak desteklemiştir. Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikalarına sonuna kadar karşı çıkmış, işçi sınıfının kürt halkıyla ittifakını savunmuştur.
28 Şubat 1997’de verilen muhtırayla gelişen süreci darbe olarak tanımlayan grup, darbeye karşı aktif mücadele çağrısı yapmıştır. Yükselen şeriat Siyasal İslamın karşısında ordudan hiç bir destek alınamayacağını savunan grup, 28 Şubat sürecine bütünüyle karşı çıkmış ve 28 Şubat sonrası çıkan ilk Sosyalist İşçi gazetesi manşeti de “Darbeye geçit yok!” olmuştur.
Kuruluşundan itibaren Troçki’nin faşizm analizini yaygın olarak anlatmaya ve faşist olarak tanımladığı MHP’ye karşı mücadele çağrısında bulunmuştur. 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde MHP’nin ikinci parti olarak koalisyon ortağı olmasıyla çok daha aktif bir şekilde, faşizme karşı birleşik mücadele çağrısı yapmıştır. Parti, faşist olarak tanımladığı MHP ve BBP’yi bütün diğer partilerden ayrı, meşruiyeti olmayan ve hiç bir platformda bulunmaması gereken partiler olarak görmektedir.
[değiştir]Sosyalist İşçi Partisi girişiminden Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’ne
Sosyalist İşçi dergisi etrafındaki kadrolar pek çok kez bürolarının basılması gibi engellemelerle karşılaşmaları üzerine, hukuki koruyuculuğu olduğunu düşünerek legal bir siyasi parti kurma fikrini ilan etmişlerdir. 1996 yılı boyunca, Sosyalist İşçi gazetesinden Sosyalist İşçi Partisi adıyla ve bir parti kurulacağı ilan edilmiştir.
1997 yılında Sosyalist İşçi Partisi kuruluş dilekçesi Nisan ayında ilgili makamlara teslim edilmiştir. 1 Mayıs 1997 yılında parti kadroları alana Sosyalist İşçi Partisi olarak çıkmıştır. Bir süre sonra, Sosyalist İşçi Partisi’ne, Sosyalist İktidar Partisi’ne yakınlığı ile bilinen Gelenek yayınlarından bir faks çekilerek, Sosyalist İşçi Partisi adıyla bir parti kurulduğu; hukuken bu partinin kurulamayacağı tebliğ edilmiştir. Pek çok çevre tarafından bu girişim Sosyalist İktidar Partisi’nin benzer kısaltmaya sahip olacağı için yaptığı bir engelleme olarak görülürken, kimileri bunun Troçkist bir parti kurulmasını engelleme çabası olarak görmektedir.
Sosyalist İşçi Partisi Kurucuları, Sosyalist İşçi gazetesinde bir açıklama yayınlayarak; hiç bir gücün partileşme girişimini engelleyemeyeceği ve Sosyalist İşçi Partisi’nin Devrimci ön eki ile faaliyetini sürdüreceği duyurulmuştur.
[değiştir]2000’li yıllarda politik tutumu
Uluslararası Sosyalizm Akımı, 1999 yılının aralık ayında ABD’nin Seattle şehrinde Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü’ne karşı yaşanan protestolarla, yeni bir dönemin başladığı tespitinde bulunmuştur. Bu hareketi “küresel antikapitalist hareket” olarak tanımlamıştır. 1980’lerin yenilgisini dünya çapında yaşamamış bir kuşağın ortaya çıktığını ve bu kuşağın radikal bir mücadele içine girdiğini düşünen DSİP, bu hareketleri yaygınlaştırmak, hareketten öğrenmek ve harekete müdahalede bulunmak için örgütsel biçimlerini değiştirmiştir.
Küresel antikapitalist hareket kadar, bir diğer dikkat çekici tespit de, hegemonya mücadelesi tespitidir. SSCB’nin çöküşü ile beraber iki emperyalist kutuptan; ABD, Almanya-Fransa eksenli Avrupa, Çin, Rusya gibi çok sayıda emperyalist gücün rekabetine dayalı bir döneme geçildiğini tespit eden IST ve DSİP; küresel bir hegemonya savaşının işaretleri görüldüğünü anlatmıştır.
Küresel antikapitalist hareket içinde Prag ve Cenova eylemleri ile paralel kampanyalar inşa etmiştir.
Afganistan savaşıyla beraber, yaklaşan bir küresel savaş tehdidine dikkat çekerek İstanbul başta olmak üzere pek çok şehirde Savaşa Hayır Platformu oluşturmuştur. Kısa süre sonra 1 Aralık 2002’de ilk savaş karşıtı ortak miting İstanbul’da gerçekleşmiştir. Bu süreçte, 152 örgütün ortaklaştığı “Irak’ta Savaşa Hayır Koordinasyonu”nun çağrıcılığını ve ardından sekreteryasını yapmıştır. Bu yapı 1 Mart 2003’te TBMM’de tezkere görüşülürken Ankara Sıhhiye Meydanı’nda 100.000 kişinin katılımı ile bir miting düzenlemiştir. Yürütülen yoğun kampanya sayesinde Türkiye, ABD’nin Irak işgaline ortak olmamıştır.
ABD’nin 2003 yılı Mart ayında işgale başlaması üzerine, ÖDPlilerin ve DSİPlilerin de içinde yer aldığı aktivistler Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’nu (Küresel BAK) oluşturmuşlardır. Küresel BAK; Filistin işgaline, İsrail’in Lübnan işgaline karşı sayısız kampanya ve mitingde yüzbinlerce savaş karşıtı aktivisti bir araya getirmiştir.
Küresel BAK, ilk Barışarock müzik festivalini düzenlemiş, ardından altı yıl boyunca sürecek bu festival; antikapitalist gençlerin buluştuğu büyük bir eyleme dönüşecektir. DSİP, Barışarock’ın en önemli düzenleyicilerinden de biri olmuştur.
Küresel Eylem Grubu ile küresel iklim değişikliği ve nükleer santrallere karşı mücadele içinde yer alan DSİP, bu konudaki pek çok kurumla da işbirliği yapmaktadır.
Antikapitalist Blok adıyla 2009 yılında İstanbul’da düzenlenen IMF toplantılarına karşı aktif bir kampanya örgütlemiştir.
DSİP, Uluslararası Sosyalist Akım’ın üyesidir.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi bugüne kadar hiç bir seçime katılmamıştır. DSİP, 1999 genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi’ni, 2002 genel seçimlerinde ise DEHAP listesinde yer alan Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’nu, 2007 genel seçimlerinde İstanbul 1. bölgede Baskın Oran, 2. bölgede Ufuk Uras diğer illerde Özgürlük ve Dayanışma Partisi ve bazı doğu ve güneydoğu illerinde ise Demokratik Toplum Partisi’ni desteklemiştir.
2010’da yapılan anayasa referandumunda ise, Adalet Ağaoğlu, Ferhat Kentel, Osman Can gibi isimlerin de içinde yer aldığı “Yetmez ama Evet” kampanyasının örgütleyicilerinden olmuştur. Doğu illerinde ise, Barış ve Demokrasi Partisi’nin aldığı boykot kararını desteklemiştir.


Haziran 2007’de İşçi Mücadelesi isimli devrimci Marksist gazetenin çağrısıyla kuruluşuna başlanan Devrimci İşçi Partisi, Şubat 2011’de yapılan kongreyle kuruluşunu tamamlamıştır.
Kendisini Devrimci Marksist olarak tanımlayan DİP, bir yandan kendisini inşa ederken, diğer yandan, Dördüncü Enternasyonal’in Yeniden Kuruluş Koordinasyon’un DEYK içinde, işçi sınıfının dünya partisinin inşası için de mücadele etmektedir.

Kısaltma: DİP
Genel Başkan: Sungur Savran
Kuruluş tarihi: 23 Haziran 2007
Öncülü: İşçi Mücadelesi
Siyasi görüşü: Marksizm-Leninizm, Sosyalizm, Komünizm

Devrimci İşçi Partisi, devrimci Marksizmi Türkiye topraklarında kökleştirmeyi, partiyi işçi sınıfının mücadeleci unsurlarıyla inşa etmeyi hedefler. Parti, İstanbul, Antalya, İzmir, Mersin, Ankara, Adana, Muğla başta olmak üzere birçok şehirde ve işçi havzasında örgütlenme faaliyeti sürdürmektedir. İşçi sınıfının bağımsız sınıf politikasını ön plana çıkartan DİP’in özgün politikalarından birisi, burjuvazinin islamcı ve batıcı-laik olarak iki kanada ayrılmış olduğu ve Ergenekon davası başta olmak üzere birçok politik olayın bu olguyla açıklanabileceği iddiasıdır. DİP, işçileri ve ezilenleri bu iki kampa dahil olmak yerine, kendi politikalarını savunabilecekleri bir üçüncü cephenin inşa edilmesi gerektiğini savunur.
Kürt sorunu konusunda Kürdistan’ın dört ülke tarafından sömürüldüğünü kabul eder, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını savunur. Kürt sorununda Kürt hareketine eleştirel destek, Kürt halkının eylemlerine ve taleplerine ise koşulsuz destek sunar. Arap, Kürt, Türk, Yahudi, İran’lı emekçilerin özgürce ve gönüllü birliktelik temelinde yaşayabileceği, Ortadoğu Sosyalist Federasyonu’nu savunur.
Kadın sorununda, kadınların kapitalizmle iç içe geçmiş erkek egemen sistem tarafından ezildiğini, emekçi kadınların kadın mücadelesinde en ön safta olmasını savunur. Kadın sorunu için sloganı: “Kapitalizme ve erkek egemenliğine karşı emekçi kadınlar en öne” olmuştur.
DİP Girişimi üniversite ve liselerde de mücadele etmektedir. Üniversitelerde solun büyük bir bölümünün savunduğu “özerk-demokratik üniversite” yerine “Özgür Emekçiler Üniversitesi”ni savunur. Özerk üniversite modelinin içinde mali özerklik gibi, TÜSİAD’ın da savunduğu, üniversitelerin kendi yağında kavrulacağı bir özerklik talebini savunmaz. Çünkü özerklik, devletin üniversiteleri finanse etmesi yerine, sermayenin kendi ihtiyaçları çerçevesinde üniversiteleri ele geçirmesidir. Bunun yerine ancak işçi iktidarında varolabilecek Marksist “özgür emekçiler üniversitesi” modeli bir geçiş talebi olarak savunulur.
DİP, Marx, Engels, Lenin, Trotskiy ve Rosa gibi Marksist önderlerin izinde, devrimci Marksizmi rehber edinir.


Bu defa da Egemen Bağış, “Che yaşasaydı AKP’ye oy verirdi” dedi.
Daha geçenlerde Recep Akdağ, “Che’nin izinde değiliz biz” diye köpürüyordu.

Ernesto Che Guevara

Egemen Bağış, İstanbul-Maltepe’de esnaf ziyareti sırasında bir dükkanın duvarında bulunan “Ernesto Che Guevara” posterini işaret ederek:
-Che yaşasaydı, Akp’ye oy verirdi. Dedi.

Che’nin bu konuya yakın ilgili bir sözü vardır, 

“En önemlisi, kaabiliyetinizi koruyabilmeniz, dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi. Bu bir DEVRİMCİ’nin en önemli özelliğidir.”

Bunu söyleyen bir DEVRİMCi, Emperyalist güçlerle birleşen, Amerika’nın uşaklığını yapan ve halka her türlü zulmü çektiren AKP’ye sizce oy verir mi?

Üstelik Che, Türkiye’de oy kullanamaz.. Keşke lafı söylemeden önce iyi düşünseydin “Egemen Bağış”..  🙂

-SoL KurşuN-