Category: Biyografi



Mahir Çayan

 (14.08.1945, Samsun-20.03.1972, Kızıldere)

Dev-Genç, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi’nin kurucusu ve efsanevi önderi.’68 liler olarak bilinen kuşağın teorik lideri. MDD stratejisinin bir savaş stratejisi olduğunu ve bunun bir savaş örgütü yani bir parti ile gerçekleşebileceğini savundu ve ardından birlikte hareket ettiği arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Partisi (THKP/C) yi kurdu. Pek çok eylem gerçekleştirdi. Son olarak Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) ile birlikte bir eylem yapılması konusunda bu örgütten Ertuğrul Kürkçü, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna’yla anlaştı. 26 Mart 1972’de Ünye’deki Radar Üssü’nde çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırdı. Bu eylem sırasında, gizlendikleri evi kuşatan güvenlik güçlerinin açtığı ateşle 30 mart 1972’de on arkadaşı ile birlikte öldürüldü. Bu olay Türkiye devrim tarihine “KIZILDERE” olarak geçti öldürülen 10 devrimci de “ON’LAR” olarak…

https://solkursun.wordpress.com


2 Aralık 1884 yılında Üsküp’te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh’tır. İlk öğrenimini İstanbul’da Vefa Lisesi’nde tamamladı. Paris’e giderek (1903) bir yıl bir kolejde Fransızca’sını ilerlettikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. Dokuz yıl kaldığı Paris’ten döndükten (1912) sonra, İstanbul’da üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923),

 

Urfa milletvekili oldu (1923); Varşova (1926), Madrid (1929) Ortaelçiliklerine atandı, Tekirdağ (1935-1942) ve İstanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu.

Büyükelçi olarak Pakistan’a gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü (1949). Rumelihisarı mezarlığında gömülü. Spor ve Sergi Sarayı civarındaki parka bir anıtı dikildi (1968) Kişiliğini Paris’te okurken ünlü tarihçi Albert Sorel’in derslerinden aldığı tarih zevkiyle, Fransız şairlerinin (Jean Moreas, Baudelaire, Verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu.

Paris’e gidişi, II. Abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. Paris öncesi Hamid ve Servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi Batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. Avrupa dönüşü Yeni Mecmua’da “bulunmuş sayfalar” başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). Bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının Osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak Osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür.

 

Onda tarih, vatan, millet ve İstanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. Osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini İstanbul’da yarattığı için, Yahya Kemal’deki İstanbul, Boğaziçi ve Türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. İç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri “musikiden başka türlü bir musiki” kabul edişi; “Ok” şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu Yahya Kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı.

Ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından bir Yahya Kemal’i Sevenler Cemiyeti kurulduğu gibi, İstanbul Fetih Cemiyeti’ne bağlı bir de Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi açıldı (1961). Bu Enstitü’nün yayımlamaya başladığı Yahya Kemal Külliyatı’nda şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı: Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgariyle (1962), Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasi Hikayeler (1968), Siyasi ve Edebi Portreler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973), Tarih Müsahabeleri (1975), Bitmemiş Şiirler (1976), Mektuplar-Makaleler (1977) Hakkında yayımlanan kitapların sayısı yirmiyi geçer.


Nazım Hikmet Ran (1902 – 1963)

 20 Kasım 1901 Doğumlu – Nüfusta : 15 Ocak 1902 ..

 

İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’’ı 1913’te yazdı. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi’nde ortaokula başdı. 1917’de Heybeliada Bahriye Mektebi’ne girdi. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçti. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu sırada Hamidye Kruvazörü’nde güverte subayıydı.

Bolu’ya öğretmen olarak atandı. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu.

1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık oldu ve komünizm ile tanışdı. 1924’te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelendi. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başladı. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gitti.

1928’de af kanunundan yararlandı ve Türkiye’ye geri döndü. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitti.

Bu yüzden DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarıldı ve Nazım Hikmet, büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)‘nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçti ve Borzecki soyadını aldı.

Moskova’da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden öldü.

Bazı eserleri

  1. Memleketimden İnsan Manzaraları
  2. Kafatası
  3. Unutulan Adam
  4. Taranta Babu’ya Mektuplar
  5. Ferhad ile Şirin
  6. Kurtuluş Savaşı Destanı
  7. Kız Çocuğu
  8. Tahir ile Zühre
  9. Şeyh Bedrettin Destanı
  10. Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu)

Şiir kitapları

  • 835 Satır, (1929)
  • Jokond ile Si-Ya-u, (1929)
  • Varan 3, (1930)
  • 1 + 1 = 1, (1930)
  • Sesini Kaybeden Şehir, (1931)
  • Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931)
  • Gece Gelen Telgraf, (1932)
  • Taranta Babu’ya Mektuplar, (1935)
  • Portreler, (1935)
  • Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
  • Saat 21-22 Şiirleri, (1965)
  • Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965)
  • Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları’nın 3. kitabı), (1965)
  • Dört Hapishaneden, (1966)
  • Rubailer, (1966)
  • Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966)
  • Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967)
  • Kuvayi Milliye, (1968)

Oyunları 

  • Kafatası, (1932)
  • Bir Ölü Evi (veya Merhumun Hanesi), (1932)
  • Unutulan Adam, (1935)
  • Ferhat ile Şirin, (1965)
  • Sabahat, (1965)
  • İnek, (1965)
  • Ocak Başında Yolcu (iki oyun birarada), (1966)
  • Yusuf ile Menofis, (1967)

Romanları

  1. Kan Konuşmaz, (1965)
  2. Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)
  3. Yaşamak Güzel Birşey Be Kardeşim, (1967)

Fıkraları

İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla gazetelerde yazdığı yazılar), (1965)

Masal kitabı

Sevdalı Bulut, (1968)

 


Alfred Russel Wallace (1823 – 1913)

8 Ocak 1823 yılında doğdu.

İngiltere Galler’de Usk-Monmouthshire da dokuz çocuklu bir ailenin sekizinci çocuğu olarak  doğdu. Hertford’da bir dilbilgisi okulunu bitirdi. 1840-1843 yılları arasında harita – kadastrocu ağabeyinin yanında çalıştı. 1844 yılında bir süre Leicester’de bir okulda görev yaptı , 1845 yılında ağabeyi William’ın ölümü ile tekrar harita – kadastro işine geri döndü.

1848 yılında Leicester’dan tanıştığı doğa bilimci Henry Walter Bates ile Amazon yağmur ormanlarından örnekler toplamak üzere Brezilya’ya gitti. Türlerin kökenlerini araştırma fikri kafasında bu gezi sırasında şekillendi. 1852 yılında İngiltere’ye geri döndü.

1854-1862 yılları arasında araştırmalar yapmak ve örnekler toplamak üzere Malay takımadalarında bulundu. Burada yaptığı çalışmaları 1869 yılında yayımlanan Malay Takımadaları adlı eserinde topladı.

Charles Darwin ile aynı zamanlarda evrim kuramı konusunda çalışmıştır. Darwin , dinsel ve muhafazakar çevrelerden tepki çekeceğini düşünerek çalışmalarını ölümünden sonra yayınlanmak üzere rafa kaldırmışken , benzer bir çalışma hazırlayan Wallace’dan 1858 yılında aldığı bir mektup çalışmalarını yayımlaması için ona cesaret vermiştir. Darwin ile Wallace evrim teorisi ve doğal seçilim üzerine beraberce bir tez yazıp yayımlamışlardır.
Eserleri 

  • Malay Takımadaları (1869)
  • Doğal Seçilim Kuramına Katkılar (1870)
  • Hayvanların Coğrafi Dağılımları (1876)
  • Aşılama (1898)

Aldığı Ödüller 

  1. Merit Nişanı (1908)
  2. İngiliz Kraliyet Topluluğu Copley Madalyası (1908)
  3. İngiliz Kraliyet Coğrafya Topluluğu Kurucu Madalyası (1892)
  4. Linnean Topluluğu Altın Madalyası (1892)

Can Yücel – Biyografisi


Can Yücel.. (Doğum: 1926 – Ölüm: 12 Ağustos 1999)

Can Yücel, 1926 yılında İstanbul’da doğdu.. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğludur.

1943 yılında, yakın dostu Gazi Yaşargil ile birlikte yurtdışı eğitim bursu kazandığı halde, babası, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in ” Bakan, kendi oğluna torpil yaptı derler” diyerek engellemesi nedeniyle yurtdışına gidemedi. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum ve Marmaris’te turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.

Son yıllarında Eski Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça’ya gömüldü.

Can Yücel hakkında daha çok bilgi için,

Wikipedia: http://tr.wikipedia.org/wiki/Can_Y%C3%BCcel